Söğüd Ayarları

MEVSİMLER
Sonbahar
İlkbahar
Gece
YAZI BOYUTU
YAZI TİPİ
DOKU SEÇ
Söğüt Kitaplığı

Allah, Mutlak Değer ve Çakı

SÖĞÜD AĞACI TOPLULUĞU | EĞİLDİKÇE YÜKSELEN!
ALINTILA
PAYLAŞ
YAZDIR
1 DAK.
Yeni girdim sayılır eve. Dışarı çıkmıştım. Düşüncelerimi, kabak çekirdeği gibi rüzgâra karşı savurmaktı muradım. Aralarındaki kabuklar ayrılsın ve berrak olsun istedim. Kim hafiflemek istemez ki? Çünkü geçen ay kırılan şeftali ağacına benziyor durum. Her düşüncenin kütlesi ve hacmi var sanki. Her an kırılacak gibiyim, yıkılmaya bir sonraki nefes kadar yakınım.

Kış hazırlığı sürüyor. Salça, menemen, kurutmalıklar yapılıyor. Sanki bir savaş var, işgal edecek ve sürgüne yollayacakmış gibi davranılıyor kışa. Üzülüyorum kışın doğmuş çocuk olarak. Sonbaharın romantizmi var, ilkbaharın yavaş yavaş bir sevgilinin gözleri gibi yeşillenişi var, yazın da neşesinden bahseder herkes. Sahi kışın nesi var? Çok benziyoruz, belki bu yüzden birbirimizle karşılaşmayı seviyoruz...

Sarı ve yeşiller birbirinin boynuna dolanmışlar. Derin bir nefes çekiyorum, sonbahar kokusu yağıyor gökyüzünden. Artık mevsimlerin kokusunu da tanıyorum. Çekip gidenlerin ayak izlerini biliyorum. O izlerin elinde bir çakıyla oyup oyup bütün hüzünlere yüzümü resmettiğinden haberdarım. Şikâyetim var desem, yalan olur. Çünkü daha anlamlı kılıyor hüzün insanı. Kendin yaşıyorsun, kendini yaşıyorsun. Başkası senin için yas tutmaz.

Eskici diye bir ses geliyordu aşağı mahalleden. Kulağımdan bir yol bulup kanımda geziyordu. Eski, yani yaşamak istese de ölü doğan. Çünkü yerinde durmuyor ki zaman. Dönerim desen maziye; sen, sen değilsin. Hadi döndük diyelim, bu kez eski henüz eskimedi. Her şekilde arada kalmak bu. Sırt ve göğüs kemiklerinin arasında sıkışan kalbi anlamak için gelmişiz bu bütün merdiven boşluğu gibi duran dünyaya... Baksan korkuyorsun, düşecek olsan ölüyorsun.

Bir karıncayı takip ettim bugün. Kendinden büyük mısır tanesiyle evine dönmeye çalışıyordu. Benim için on tekerlek turu edecek ve otuz saniyede gidebileceğim yere dakikalarca yürüdü. Sonra birden su akan yere gelince mısırı bırakıp Azrail'i görmüş gibi kaçtı. Onun taşıdığını başkası götürdü evine. Birinin hüznü birinin sevinci oluyor burada. Allah'ın düzeninin matematiğinde mutlak değer hep pozitif. Birisi canını kurtarıyor, diğeri bir günlük daha rızkını...

Sonbahar geldi yüzüne güneş giyerek. Gündüz kısaldı. Gece uzadı. Ezanın tez okunması, gidecek bir kapının olduğunu daha sık hatırlatır oldu. Unutan için hatırlamak vardır gerçi. Bir eşik, yüzü ne kadar tanıyabilirse kendimi tanıtmak için gece ve gündüzün birbirine geçtiği zamanları şahit tuttum. Boğazıma yuvarlanan günler devam ettikçe elimin sesi kısıldı ama vazgeçmedim. Gözlerim de yoruldu artık görüntülerin ayağında uyutulmaktan ama beklemenin çinedirinden geçmek insan yazgısı.

Gülüşün sesini kısan elin kendisiyle, yani hayatla güreşmek; balığın karnına düşüp başına gelecek olanı beklemektir. Şimdiden galip olan belli. Dünyayı kaybederken ahireti kazanmayı hayal etmek ne güzel yenilgidir.
Nâşir: Semih ÇAR Tarih:...
HER SALAVAT, BİRAZ O'NA BENZEMEKTİR

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Başlık

Metin...

Kaydetmek için ekran görüntüsü alabilirsiniz