Söğüd Ayarları

MEVSİMLER
Sonbahar
İlkbahar
Gece
YAZI BOYUTU
YAZI TİPİ
DOKU SEÇ
Söğüt Kitaplığı

Mezar Fiyatlarında Şok İndirim - Semih Çar

SÖĞÜD AĞACI TOPLULUĞU | EĞİLDİKÇE YÜKSELEN!
ALINTILA
PAYLAŞ
YAZDIR
1 DAK.
Radyo açıktı. İleride göründü, koca bir şehir olmuş gibi yemyeşil yaşıyordu kabristan. Somuncu Baba'ya gelmeden türküyü kapattık. Ellerimi kımıldatmak istedim Fatiha okumak için. Denedim ama bedenin kendi özerkliğine boyun eğmek kaçınılmaz kaderim. Gözlerimi bir avuç, kirpiklerimi avuç çizgileri eyledim. Okudum Fatiha'yı. Bir kez daha baktım kabristana: Şu dünyada kim siz gibi yaşıyor?

Somuncu Baba'yı ziyarete gelenler çoktu. Türbenin karşısında bulunan dükkânlarda dinlenen, alışveriş yapanlar da vardı. Lokantalar, mezarcılar, hediyelik eşyacılar keyfinden dört köşe olmuşlardı. Ama eşkenar mı, dikdörtgen mi bilmiyorum. Evdeki hesabı çarşıya uymayan nereden bilsin kenarı, garibanın başına basıp köşeyi dönmeyi.

Beldemize dönmek için geçerken bu yoldan pankartlar gözüme takıldı: "Mezar bakımı yapılır", "Mezar fiyatlarında şok indirim", "İsteğe göre mezar yapımı..." Daha neler neler. Ben ölsem, tanıdığım ellerin ısmarlanmış ticaretiyle üzerimdeki otlar alınsa kırılırdım. O kadar ölmüşüm, yine mi değerli hissettirilmeyeceğim? Yine mi tek ba-şı-m... Dur, dur! Kabristanda mutlaka bir yârenim olur. Belki bu kez ilk defa biriyle gökyüzünü izleyebileceğimdir. Olmayacağını bile bile dilek tutanların yıldızı kayarken "Ben buna inanmıyorum, duaya inanıyorum." diyeceğim. İlla ki bir seçilmiş kişi olur yanımda.

Yolu yarılamışken "Niye dünyada böyleyim?" cümlesini tekrar tekrar deyip dururken "İşte böyleyim dünyada!" dedim içimden. Gözümü bağrına bastı alıç ağacı. Kocaman bir ülke olacak kadar sarısıyla bakarken bozkır, tek başına ve sağlıklı yeşiliyle duruyordu. Kimsesiz gölgesi çok yalnızdı. Ciğerlerini son nefesi taşır gibi taşımıyordu ama benim gibi şimdilik yaşıyordu.

Yukarı doğru çıktıkça arabayla sağda bir kulübe gördüm. Onun da camları, kapıları yoktu. Kapısından giren, camından bakan kalmadığı için günde yüzlerce araç geçen bir yol kenarında yapayalnızdı. Hemen ilerisinde, beklediği gelmemiş ve artık kullanılmayan bir durak vardı. Ona kim gelmediyse; gelmeyeniyle beraber bekleyenler de terk edip gitmişti. Dünyanın bütün yıkılmış, terk edilmiş ve yalnızları birbirimize bakıyorduk. Bakmak ve baktıkça çekiçle paslı sessizlik çakmak ruha ne denli zor!

Az kalmıştı eve. Yolun boyu, ben gibi kısalıyordu yerime yakıştırmak için. Her yalnızlık yerinde ağırdı; her durak bekleyeni gelmediğinde anlamlı, her harabe yeniye yakışmadığı kadar harabe. Bu yüzden sürgülü kapı açıldı. Ayaklarımı yerden kesecek ve hiç kirlenmeyecek yerimi, yakışmak için buldum. Derin bir nefes çekip "Gözlerim neden hep yaş arıyor?" dedim bütün ağıtların aradığı konum olarak...
Nâşir: Semih ÇAR Tarih:...
HER SALAVAT, BİRAZ O'NA BENZEMEKTİR

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Başlık

Metin...

Kaydetmek için ekran görüntüsü alabilirsiniz