Söğüd Ayarları

MEVSİMLER
Sonbahar
İlkbahar
Gece
YAZI BOYUTU
YAZI TİPİ
DOKU SEÇ
Söğüt Kitaplığı

Fasulye, Tarhana ve Felsefe - Semih Çar

SÖĞÜD AĞACI TOPLULUĞU | EĞİLDİKÇE YÜKSELEN!
ALINTILA
PAYLAŞ
YAZDIR
1 DAK.
Bahçe, kederden saçını yolan bir kadın gibi sökülmeye başladı. Çünkü zamanı daraldı. Artık üzerini soyunması gerekiyor. Aldığı gibi bırakması gerekiyor yeryüzünü... Salatalık, mısır, patates ve soğan derken bir senenin daha defteri kapanmak üzere. Tabiat, alacak ve verecek defteri gibi işliyor. Hep insanın üzerine titriyor gök ve yeryüzü. Alacağımız kusursuz hesap ediliyor; ben ise ne vermem gerektiği kısmındayım...

Öğle vaktiydi. Namazı eda edince sonbaharın, toprağa değen yüzünü görmek istedim. Üzerimi giyip dışarı çıktım. Aklım; kıtlık çıkan bir köye kurulmuş çorba kazanı, düşüncelerim; elinde tabak. Gözlerim hiçbir sesi duymuyor. Sahi, gözlerim neden beni duymuyor? Her seferinde, kendimi niye gözlerime yüklüyorum? Bu ağırlık, bu çocuk taşıyamayacak omuzlarımdan; gözlerime mi yakışır?

Bulutlar, bavulunu toplamış gidiyordu. Kimi yağmur yüklüydü, kimi yağmuru yüklenmeye gidiyordu. Gözüme bakan maviler yorgundu. Sonra biraz, dalları izledim. Sahi dalların bir yana eğilmesini kim öğretiyor? Yoksa başı boş eğilen dallar; bu kadar ahenkli nasıl durabilir bir ağaçta? Böyle zamanlarda, tesbihime daha çok tutunuyorum. Büyüyen meyvelerin bir dala tutunması gibi. Benim tutunduğum dal, elimdeki tesbihimdir. Bir el; ne kadar konuşabilirse, nasırlarından; ne kadar çıkarsa bir ses, o kadar konuşturabilirim. Renklerin sahibine sıraladığım taneler, doymaz onunla konuşmaya...

Avluda volta atarken sessizliğime baktı durdu annem. Sessizlik çok kalabalıktır çünkü. Her yerden bir düşünce çıkar gelir karşına. Görenler, yalnız zanneder seni. Fakat sessiz kişiler, kalabalıkların yalnızlığına üzülür. Sessiz kişinin gördüğünü, henüz onlar keşfedememiştir hatta yanından bile geçmemiştir belki. Bu sırada sessizliğimi duyan kedilerim de geldi. 

Annemin, kurumuş fasulyeleri söktüğünü izliyordum. Yanına gidip biraz da onunla sohbet etmek istedim. Bu sene yazın ortasında açmayan fasulyeler, sonbaharda açma kararı aldı. Yaklaşık yarım kilo fasulye topladık. Fasulyenin zamansız açması dikkatimi çekti ve:

— “Anne, fasulyenin yaz ortasında açması gerekmiyor muydu?” dedim. Evet cevabını alınca tutamadım kendimi:

— “Zamansız açanı böyle soğuk vurur ve sökmek zorunda kalırlar.” diyiverdim ve ekledim:

Bir eylemin zamansız olması aidiyetsizlik doğurur. Geç kalırsın ya da erken gelirsin; kıymetin bilinmez. Sonra nereye ait olduğunu arar durursun. Bu aramalarda, kendinde olan yoksulluğu örtmek için bir örtü bakarsın üzerine. Sonuç üşümekten öteye gitmez. Bulduğun yerin yurdun, eğretisi olursun. Yakışmaz veya yabancı durursun. Ayakların nereye giderse gitsin, dünya ikametgâh adresi vermiyor.

Kış hazırlığı her yeri sarmışken annemin de tarhana yaptığını biliyordum. O da benim zaman zaman felsefe ve mantık okuduğumu biliyordu. Sohbet ortasında fikrini öğrenmek istedim:

— “Anneciğim, bir hoca var ve diyor ki, tarhana içenler felsefe yapamaz.” Hangi hoca olduğunu sordu ama önceliği başkaydı:

— “Toz tarhana mı yoksa yarmayla yapılan tarhana mı?”

1 Rebiülevvel, 1447
Nâşir: Semih ÇAR Tarih:...
HER SALAVAT, BİRAZ O'NA BENZEMEKTİR

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Başlık

Metin...

Kaydetmek için ekran görüntüsü alabilirsiniz