Söğüd Ayarları

MEVSİMLER
Sonbahar
İlkbahar
Gece
YAZI BOYUTU
YAZI TİPİ
DOKU SEÇ
Söğüt Kitaplığı

Franz Kafka Müslüman Olsa Pokémon'ları Nasıl İzlerdi? - Semih Çar

SÖĞÜD AĞACI TOPLULUĞU | EĞİLDİKÇE YÜKSELEN!
ALINTILA
PAYLAŞ
YAZDIR
1 DAK.
Gregor Samsa, iflas etmiş bir babanın oğludur. Babasının, kumaş satan bir tüccara borcu vardır. Bu borç karşılığında oğlunu, yani Gregor'u tüccarın yanına verir. Babasının borcunu ödemek ona zorunlu olarak yüklenmiştir. Annesinin sevgisi ise zayıftır. Babanın biraz daha baskın olması sebebiyle anne; olaylara ve aile içine müdahale edemez ve daha silik bir evlat sevgisi verir. Kız kardeşine geldiğimizde o da babasına benzemektedir. Çünkü ağabeyi işe yaradığı müddetçe sevilmesi gereken bir kişidir. Gregor, toplumda da kendine yer bulamaz. Gözlerin gördüğü bir hayalettir onlar için.

Franz Kafka, Dönüşüm kitabında bu söylediklerimi anlatır kısaca. Daha önce okuduğumuz Babaya Mektup kitabında da psikolojik olarak hemen hemen aynı duygulara yakın bir yoğunluk ve anlatı vardır. Tek fark olarak bu kitapta bir böceğe dönüşen insan hikâyesi anlatmaz. Babasını bir kahraman, kendisiniyse silindikten sonra defterde iz kalmayan kelimeye benzetir. Cesaret, savaş, mücadele hiç yoktur neredeyse. Baştan ölü doğmuştur ve cesedin soğumadan önce atan nabız atışları vardır üzerinde...

Buraya nereden geldim?

Sabah ezanına uyanmıştım. Büyük bir aşkla güneşin gelmesini beklerken teker teker bunlar geçti aklımdan. Ben de kendimi çaresiz hissediyorum zaman zaman. Ama kendimden başkasına dönüşemiyorum. Kendimden başkasına gidemiyorum. Kendimi bazı zamanlar yüksekçe yaşama sevinci ve neşe içinde bulduğum da oluyor. Böyle zamanlarda sebebin yalnız O’nu bilmek ve O’na tutunmak olduğunu düşünüyorum.

Bazen insan psikolojik olarak yıkılabilir, hatta yeryüzünde bir harabe soruşturması yapılsa listede ilk çıkacak isim biz olabiliriz. Toplumun, dünyalıların dayattıkları, çevrenin yargıları buraya sevk edebilir bizleri. Fakat kendi olmak burada çıkmıyor mu ortaya? Normal bir zamanda herkes kendi olabilir. Ancak herkes, bizi kendi olmaya zorladığında yaşadığımıza dair belirti verebiliyor muyuz?

Kafka ve Müslümanlık

Genç yaşında ruhen bir böceğe dönüşecek kadar bitmiş hissediyordu. Bir gün uyandı ve kaçırdığı treni düşünürken hamam böceği olarak buldu kendini. Belki gerçekten dönüştü ya da dönüşmedi. Bir imge olarak kullansa bile burada önemli olan ruhunu bir böcek ile eş değer tutması. Kâinatın en şerefli varlığından daha aşağıda hissetmesi.

Gelelim aklıma gelince yüzümün güldüğü kısma: Kafka, Müslüman olsa ne olurdu? Yine böyle bir metin ele alır mıydı? Çünkü eldeki hikâyede iflas, dışlanma, düzenin insanı bir para gibi harcaması, sevgisizlik, efil efil umutsuzluk var; kısaca var oğlu var. Kendimden özür dileyerek birkaç dakikalık Gregor Samsa'nın yerine geçiyorum. Ama belirtmiş olayım: Dönüşmeden önceki insan hâline... Yine de bir kez daha özür diliyorum kendimden...

Çalışmak bir ibadettir dinimize göre. Eve getirilen her rızık sadakadır. Teslim olmak, bunların geçeceği düşüncesiyle vazgeçmemek; bir umut etme biçimidir. Yeniden inanmaktır yaşamaya. Babanın katı biri olmasıysa sınav sebebidir. Kız kardeşi sevmiyorsa ve yalnızca çıkarlarını düşünüyorsa kız kardeşine yaptığı iyiliğe göre ecrini misliyle alacaktır. Karşılık demiyorum çünkü ecir; bire beş de verilebilir. Bütün bunlar kendisini kahraman olarak hissetmesine sebep olacaktır. İyiliğin iyileştirme gibi bir tarafı vardır. Çünkü Allah'ın sevdiği kul özelliklerini taşıdıkça kendini sevecek ve yarattıklarına da hürmet gösterecektir. Böylelikle başkasının yarasını sararak kendi yarasını sarmış olacaktır.

Hem Gregor; yedirmesi, içirmesi, giydirmesi, geceleri bir yanı ağrıdığında diğer yana döndürmesi için başka bir ele ihtiyaç duymuyordu. Çünkü beden olarak sağlıklıydı. Buna rağmen absürt bir hikâyeyle karşımıza çıkıyor. Buna tıpta histeri diyorlar. Bilse ki küçük bir sevgi kırıntısı için histerik bir hikâye kahramanı olsa da insanlar biraz merhamet edip kendi hayatına devam edecektir. Her seferinde biraz daha acı büyütmesi gerekecektir bir önceki sevgiden fazla sevgi görmek için... Bu yüzden insan önce kendine merhamet etmelidir. Başkasının merhametine ve sevgisine göz dikmek bir nevi hapsolmaktır. Oysa Allah insanı en özgür biçimde yarattı.

Franz, Müslüman Olsa Pokémon'ları Nasıl İzlerdi?

Küçükken izlediğim bir çizgi filmdi Pokémon. Ellerinde küçük toplar vardı çizgi karakterlerin. Doğada ya da herhangi bir yerde gezerken ütopik varlıkları topların içine hapsetmeye çalışırlardı. Sonrasında kendi aralarında bu topları fırlatarak dövüş yaptırırlardı. Bir ejderha ile bir kaplumbağa özel güçler kullanarak birbirine zarar verirdi. Dövüşün bir anlamı vardı kendilerince. Yara alan Pokémon'lar onlara tahsis edilen hastane gibi yere bile götürülürdü.

Burada bir çizgi filmi ve kitaptaki Samsa'yı kıyas yaptığımda olay daha da vahim. Çünkü dövüşün bir anlamının olması kendince bir fikir taşımak demektir. Bu fikir doğru ya da yanlış olsun, hayata bir anlam vermek demektir. Fakat Gregor dövüşecek değil, ayağa kalkacak güç bile hissetmiyor kendisinde. Başta söylediğim gibi canlı bir cenaze olarak yaşıyor hayatı.

Peki, Franz; Müslüman olsa çizgi filmi nasıl izlerdi? Önce özgürlük söz konusu olurdu. Kendi idealleri için bir dövüş ortamı kuranlardan kurtarırdı dünyayı. Çünkü bu, bir çeşit kölelik sistemini yeniden inşa etmek demektir. Bunu ortadan kaldırarak bütün dövüş ve kavga içinde olanları barıştırırdı. Pokémon’ları serbest bıraktığı yetmiyormuş gibi haklarını iade ederdi. Bütün Poké toplarını toplatır, dünyayı yeniden sevgi ve merhametin gezegeni hâline getirirdi. Böylece insana verilmiş nimeti, yani elmayı fırlatan bir babanın; böcek gibi ölecek ve böcek gibi yaşayacak bir çocuğunun hikâyesini okumak yerine, zorluklara göğüs geren ve başka hayatlara ilham olan bir eser okuyabilirdik.
Nâşir: Semih ÇAR Tarih:...
HER SALAVAT, BİRAZ O'NA BENZEMEKTİR

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Başlık

Metin...

Kaydetmek için ekran görüntüsü alabilirsiniz