
Yalnızlık bir şehir gibi yaşıyor kanepemde. Sokağı çıkmaz, aidatı ödenmemiş ve geri dönüşüme giremeyen apartmanlar gibi. Eskilik akıyor duvarlarından; hiç susmuyor, rutubetimsi gözleriyle. Bense gidecek yer bulamıyorum, kabrimden başka.
Çatı katındaydım. Şehri görmek için pencere kenarına yaklaştım. Hemen yanımda tesbih, içimde dinmeyen sesim… izlemeye koyuldum. Bir teyze, elinde beş litrelik boş şaşalla adım atmaya çalışıyordu. Arada bir durup dalıyordu uzaklara. Hayrata yaklaşıp su doldurmak istediğini anlamıştım; fakat bu dalgınlık neyin nesiydi? Sonra uzunca dalışından anladım ki yaşlılık, bir çeşit ölümün kendisiydi.
İki kişi yürüyordu kaldırımda. Kız önde, oğlan bir adım geride, yetişmeye çalışıyordu. Yola bakmıyordu adım atarken. Ayaklarını görmüyordu gözleri. O yürüdükçe kız daha çok kaçıyordu. Eksik kalıyordu bir yerde adımları. Yetmeye çalışırken, yetememeyi öğrenmenin kitabını yazıyordu ayakkabıları.
Aceleci arabalar kornalarıyla dövüşüyordu. Yetişmek ve hırs kokuyordu ortalık. Yaşayan herkes aceleciydi fakat yaşlılar yaşamıyor gibiydi. Çünkü ne kadar acele edersen et, yazılan yere kadar yetişiyorsun. Gayret insanın kendisine samimi olması için yeterli bir ölçüttür; fakat her gayretin bir sonuca ulaşmak gibi bir anlamı da yoktur.
Eski bisikletiyle bir çocuk geldi hayratın başına. Selesinde altı adet beş litrelik boş şaşalla. Belli ki evinin yükünü çeken evlat oydu. Kendinden büyük bisikletiyle bunca suyu taşımayı göze almak, büyümüş de küçülmüş işi olsa gerek. Olgun tavırlarıyla birer birer doldurdu ve yerleştirdi suları. Trafiğin yoğun olduğu sokağa çıkma kararı aldı. Bisiklete binmeden evvel etrafı kolaçan etti. Dua ettim. Benim çocuğum değildi elbet ama ümmetin çocuğuydu. Belki bir duanın hatırına melekler, yeryüzünden güzel haberler götürür semaya.
Bugün de kendimden gittim. Kendime geldim. Bütün bu olanlar gözlerimden gelip geçerken, oturdum ve pencereden gelen soğuğu yüzümde kucakladım. Çünkü alışmalıyım bu soğuğa. Dünya üşüdüğüm hiçbir vakit battaniye örtmeyecek. Ölmeden kimse rahmet dilemeyecek.
Ölmeden, rahmet eyler misin Rabbim?
29 Cemaziyelahir 1447
Nâşir: Semih ÇAR
Tarih:...
HER SALAVAT, BİRAZ O'NA BENZEMEKTİR
✽
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed
✽
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder