İşlerimi toparladıktan sonra dışarı çıktım. Sokaklar arasından geçtim. Mazi, geri dönüşüm kokulu yapılarıyla yeniden hatırlattı kendini. Kurşunlu Camii’nin sokağında yeniden hatırladım eskileri. Bir sokak sonra mazi tamamen silinip gitti. Geri dönüşüm, geriyi silmekmiş.
Çocukluğumda geçtiğim sokaklar tamamen değişmişti. Anılarımda hâlâ yerli yerinde duruyordu her şey. Bugün gördüklerimle beraber yıkıldı. Geçmiş tamamen neden silinir? Arkasına bakmadan ileriye nasıl yürür insan? Bunlar hep mazinin bizi yetiştiren dinamikleri. Ama dinamitlerle tanışıyoruz.
Normalde hiç hesapta yoktu. Belki de bu yüzden evdeki hesap çarşıya uymuyor. Bayramlık aldım. Ölümün yüzü değişmiyor; ne kadar kıyafetinizin yüzü değişse de. Ama buna rağmen yaşadıkça alıyoruz. Bayrama kadar ömrümüzün olduğu bile muamma. Ama nefes oldukça varsayımlarda bulunuyoruz.
Herkes çok telaşlı alışveriş yapıyor. Bayram gelmeden mağazalar kalabalık. Fakat sokaklar durgundu. Bir yaşlı adamın yüzündeki çizgiler kadar sakindi. Kazancımla bu ilk alışverişim değil. Fakat mağazada yaptığım ender alışverişlerden biriydi. Oradan çıkınca dayımın yanına gittik. İnsan yaşlandıkça akraba arıyor. Çünkü yenide kendinden bir şey bulamıyor. Gidince hoş bir karşılamayla karşılaştım. İnsanların görünce sevinmesi mutlu ediyor. “Demek ki ferahlık götürüyorum.” diyorum kendime.
Orada namazımı eda ettikten sonra biraz sohbet ettik. Genellikle hep din üzereydi. Allah’ı hatırlatmak bu dünyanın en büyük zenginliği. Çünkü açık açık namaz kılmak için gittiğimi söyleyiverdim. Sonra mahcup oldum. Sonuçta dayımlara merak ve muhabbet duyduğum için de gittim.
Namaz kılacak bir yer aramak insanı düzen içerisine sevk ediyor. Çünkü düzenli bir yer olmadan namaz kılamayacağını düşünüyorsun. Düzenin olduğu yerde namaz var. Bu dünyanın nice güzel nimetlerinden biri bu ibadet. Namaz beni adam ediyor. Günün sonunda itaat ettiğin yer belli oluyor. Kendini bir şey zannedemiyorsun. Kendinden büyük bir mercinin olduğunu beyan ediyorsun.
"Söyleyince âşık Mansûr; “Ene’l-Hak!”
Geldi Cibril, o da dedi; “Ene’l-Hak!”
Ver başını, artık dünyayı bırak,
Asılmış cemâlin gördüm işte ben."
Nâşir: Semih ÇAR
Tarih:...
HER SALAVAT, BİRAZ O'NA BENZEMEKTİR
✽
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed
✽

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder