Evden hiç çıkmayan bir adam neler yazabilir diye düşünüyorum. Her gün aynı perde, kanepe, yastık, masa ve aynı manzarayı gören gözler ne anlatabilir? Evet, günlük yazma kararı aldım. Nereye varmaya çalışıyorum bu kararla? Şikâyetim neyden? Yaşamanın kendisi mi şikâyet etme biçimi?
Emekli olacağım günü bekliyorum. Üzerime gelecek özgürlüğün tadını çıkarmak istiyorum. Çünkü bilgisayarın başında bağlı kalmak, internete tıpkı damarların kalbe bağlı olduğu gibi devamlı bağlı olmak yoruyor beni. Her an bir yerden mesaj almak yoruyor artık. Buralardan komple gitmek istiyorum. Galiba vücudumu taşıyamıyorum artık. Bırakıp gidesim geliyor hayatı. Önceden havaya uçacağım gelişmeler, şimdi yalnızca gözümün dokunmasıyla sonuçlanıyor.
Tansiyonum çıkıyor bu ara. Kalp ritimlerim bozuk. Geceleri uykum biraz düzelir gibi oldu. Fakat zaman zaman boğularak uyanmak, sanki denize tüpsüz dalmışım gibi hissettiriyor. Şikâyetim yok asla. Dünyanın kendisinde yaşamak zaten her gün yerimize bir şikâyet defteri dolduruyor. Düzen, insanların anlıyormuş gibi rol kesmeleri, hayatın içindeki tiyatro ve sinema başlı başına yeterli. Gerçeklerden kaçmanın adına nasihat demişler. Sabrın adı görmezden gelmek olmuş.
Gündüzlerle aram bozuk. Her gün gecenin içinde saklanmak istiyorum. Bu bir tür kabir arayışı. Gölgenin bile yanıma gelmesinden şikâyetçiyim. Yalnızlık dozu her gün biraz daha artıyor. Birinin gelip nasihat vermesi, sabır demesi beni her şeyden daha uzak kılıyor. Çünkü bugüne kadar birçok şeyi sabır ile yendim. Fakat şimdi gecikmiş yasımı tutmak istiyorum.
Ramazan, duygu çeşmesinden su içiriyor sanki elleriyle. Ağacın dalları nasıl ki aynı anda geçmez bahara; bende de bütün düşüncelerim ayrı dallara ayrılmış, farklı zamanlarda açıyor renklerini. Mesela bahar geldi zannediyorum, soğuk alıyor. Ben bütün baharları soğuk almak için yaşamışım. Ama haşa bir şikayetim yok. Bütün bunları kolayca alıp kalbimde misafir ediyorum çünkü sabrın ne için olduğunu biliyorum.
"Ey dostlarım! Temiz aşkı ele aldım,
Bu dünyayı düşman bildim, yürüdüm ben.
Yakam tutup, huzura sığındım geldim,
Bâb-ı Aşk’ta Mansûr gibi oldum ben."
Nâşir: Semih ÇAR
Tarih:...
HER SALAVAT, BİRAZ O'NA BENZEMEKTİR
✽
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed
✽

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder