Söğüt Ayarları

Mevsimler (Tema)
Sonbahar
İlkbahar
Gece
Yazı Boyutu
Yazı Tipi
Atmosfer
Söğüt Kitaplığı

Ramazan Günlükleri ve Rubailer | 17. Gün - Semih Çar

SÖĞÜD AĞACI TOPLULUĞU | EĞİLDİKÇE YÜKSELEN!
ALINTILA
PAYLAŞ
YAZDIR
1 DAK.
Bugün erken yazmak istedim. Birkaç gündür bazen geç, bazen bir gün sonra ya da kısa tutarak yazdığım için mahcup hissediyorum kendimi. Benden kaynaklanan sorunlar değildi belki ama fark etmez. Bahaneleri hiçbir zaman sevemedim.

İbadetlere devam ediyorum, hamdolsun. Sağlığın olması en büyük nimet. Birazcık hasta oldun mu hayat aksıyor. Yaşamak aksıyor. Elbette sağlığın dışında aksayan taraflarımız da var. Daha doğrusu, razı olduğumuz sağlığın dışında haricen aksayan yanlarımız… 

Evet, Ramazan konumuz. Karanlık sokağı aydınlatan ve gece boyu bekçi duran lambalar gibi aydınlatıyor bizi. Her gün gözümüze biraz daha ışık katıyor. Simsiyah bir kâğıda her gün bir beyaz nokta dokundurur gibi dokunuyor kalbimize. Kalbimizin yüzü kendi yüzümüze doğduğunda ne kadar aydınlık olabiliriz? Ya da kalbimizin bir yüzünü sokaklar da görüyor olsaydı, yüzüne bakılır mıydı?

Dünyadan her geçen gün biraz daha uzağa düşüyorum. Düşüncelerim, duygularım ve bağlandığım yerler sanki halat çözmüş de denizin ortasına doğru açılıyor. Bütün görevlerini yerine getirmiş bir asker gibi hissediyorum kendimi. Mevzimdeki yerimi bırakmayı düşünüyorum zaman zaman. Çünkü savaşım bitmiş ve terhis kâğıdım gözümü kolluyor gibi bir düşünce var içimde.

Okumalarım son sürat devam ediyor. Bugün yine güzel bir hikâye okudum. Bir gün aslan, kurt ve tilki birlikte avlanmaya çıkmışlar. Normalde aslan kendi başına avlanırmış fakat kurda ve tilkiye acımış; onları da yanına almış. Ormanda bir tavşan, bir semiz öküz ve bir keçi yakalamışlar. Asıl hikâye de buradan başlıyor.

Aslan, pay etmesi için kurdu yanına çağırmış. Kurt en büyük avı aslana vermiş, keçiyi kendine almış, tavşanı da tilkiye pay etmiş. Aslan durumu izlerken kurt senli benli konuşmaya başlamış. İş benlik davasına dönünce aslan dayanamamış, kurdu öldürmüş.

Bu durumu gören tilki korkmuş. Çünkü sıra ona gelmiş. Tilki düşünmüş taşınmış ve demiş ki: “Ey aslan, bu üç av da senindir. Sen olmasaydın biz onları yakalayamazdık. Buraya getiremezdik. Hepsi senin hakkındır.” Aslan bunu takdir etmiş ve bütün avı tilkiye bırakmış.

Hazret hikâyeyi şöyle bitiriyor:
“İğneden geçirilecek iplik iki ayrı kat olursa ucu çatallaşır, iğneden geçmez. Madem ki sen tek katsın, bir’sin; gel bu iğneden geç.”

Yani demem o ki: Daha önce av yaptığım, elim, yüzüm, gücüm ne varsa zaten benim değildi. Benim olmayan için yas tutmama gerek yok. Yine de yasın vücut bulmuş haliyim.

"Kul Hoca Ahmed! Tekbir ile söze başla,
Hay u heves, benliğini kov ve taşla.
Seherlerde var gücünle, çalış aşkla,
O sebepten Hakk’tan korkup kabre girdim."
Yayınlayan: Semih ÇAR Tarih: ...
HER SALAVAT, BİRAZ O'NA BENZEMEKTİR

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Başlık

Metin...

Kaydetmek için ekran görüntüsü alabilirsiniz