Akşam oldu yine. Bir gün öncesi gibi oldu. Ama aralarında uçurum var. Birbirine benzer gibi ama hiç değil. Birbirine benzeyenler, benzedikleri yerlerden ayırt edilebilir mi? Garip bir soru değil mi? Böyle sorular anahtar niteliği taşıyor.
Akşam olurken okuduğum kitapta güzel bir anlatı vardı. Suyun ve yağın birbirine benzediğine, ortak özellikleri bulunduğuna atıf yapıyor; fakat birbirlerine karışmadıklarını söylüyordu. Oysa ikisi de sıvıdır.
Kendi gözlemim üzerinden bir değerlendirme yaparsam: Aynı ağacın dalları, hatta aynı dalın meyveleri bile birbirinden farklıdır. Hepsinin farkını oluşturan ise gördüğü güneştir. Yani ne kadar ışık yuttu ve o ışık ne kadar yüzüne yansıdı?
İnsanlar da birbirine benziyor. Fakat birbirlerinden çok uzaklar. Bu uzaklığı belirleyen de birbirine benzedikleri yerlerin minik detayları. Normalde benzemek, ortak paydada buluşmak üzerinden değerlendirilir. Ancak ayrımı ince eleyip sık dokuduğumuz yerlerden yapıyoruz.
Bir hikâye anlatılır. Hikâyeye göre Hazreti Ebubekir her gün yaşlı ve âmâ bir kadına yardım etmeye gidermiş. Kadının yanına oturduktan sonra elindeki hurmaları açar, çekirdeklerini çıkarır; sonra hurmaları teker teker vererek kadını doyururmuş.
Bir gün bu görev Hazreti Ömer’e kalmış. Hazreti Ömer kadının yanına gelmiş ve hurma yedirmeye başlamış. Kadın sormuş: “Hazreti Ebubekir’e ne oldu?” Hazreti Ömer, her ne kadar söylemek istemese de vefat ettiğini belirtmiş. Sonra kadına sormuş: “Nereden anladın?” Kadın da hurmanın çekirdeğinden anladığını söylemiş.
Makam aynı makam. Güzellik aynı güzellik. Eylem aynı eylem. Fakat eylemin yapılış biçimi ayırt ediyor.
Demek ki birbirimize benzer dediğimiz yerlerden de ayırt ediyoruz kendimizi. Her insan yaşıyor ama biçim olarak küçücük ayrımlar belirliyor benzerliği.
Daha uzun yazacaktım ama araç ve gereçler müsaade etmiyor. Elimdeki fare bozuldu ve burada tamamlamak zorunda kalacağım bugünlük. Dünya böyle bir yer; evdeki hesap çarşıya uymuyor.
"Elvedayla yer altına bastım ayak,
Gün yüzünü nefsime harâm kılarak,
Zikredip yalnız yanıp, yalnız olarak,
Mustafa’ya matem tutup, ben yere girdim."
Yayınlayan: Semih ÇAR
Tarih: ...
HER SALAVAT, BİRAZ O'NA BENZEMEKTİR
✽
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed
✽

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder