Söğüt Ayarları

Mevsimler (Tema)
Sonbahar
Kış
Gece
Yazı Boyutu
Yazı Tipi
Atmosfer

e Mektup Yaz

Söğüt Kitaplığı

Ramazan Günlükleri ve Rubailer | 6. Gün - Semih Çar

SÖĞÜD AĞACI TOPLULUĞU | EĞİLDİKÇE YÜKSELEN!
ALINTILA
PAYLAŞ
YAZDIR
1 DAK.
Hatırıma bugün bir hikâye geldi. Bu hikâyeyi daha önce hem okumuş hem de dinlemiştim. Tam detaylarını hatırlamasam da ana konusunu biliyorum. Hikâyelerimiz azaldığı için bugün söze bir hikâyeyle başlamak istiyorum.

Günün birinde bir çalgıcı varmış ve zamanının en meşhuruymuş. Elindeki enstrümanı öyle güzel çalarmış ki yılan deliğinden çıkarır, eğlenenler aklını başından kaybedecek olurmuş. İnsanlar onu dinlemek için kıyasıya yarışır, her yerde adı anılırmış.

Biliniz ki hayatta her ne oluyorsa bir zaman dilimi içinde olur. Sayı doğrusu çizince arada kalan sayılar gibi… İnsan zamandır, mekân değil. Çünkü mekân olsaydı bu dünyada kabristan diye bir yer olmazdı. Ne için bunlardan bahsediyorum? Zamanı dolunca bizim çalgıcı da yaşlanmaya başlamış. Elleri eskisi gibi hareket etmez olmuş, nefesi yetmez olmuş.

Düşünce insan hemen unutulur. Unutulmayı vefasızlık gibi görebilir kişi; ama yürüdüğü yola da bakmalıdır elbet. Nerede ve ne yaparken unutulduğuna bakmalı. Çalgıcı ihtiyarlayınca hiçbir yerde para kazanamaz olmuş. Günlerce aç kalmış. Sefalet içinde bir hayata mahkûm olmuş. Bu durum bir gün canına tak etmiş.

Bir sabah uyanmış. Etrafa bakmış; derin bir yoksulluk… Enstrümanını eline alıp yola çıkmış. Ağlaya ağlaya gözlerinden akan yaşları denize çevirmiş. Bir mezarlığın yanına gelmiş. Kalbi öyle büyük bir pişmanlık ve ah ile doluymuş ki kendinden geçmiş. Kendine geldiğinde şöyle demiş:

“Ey Allah’ım, bugüne kadar hep insanların eğlenmesi için çaldım. Bugün yalnızca Senin için çalacağım. Büyük hatalar ettim, vefasızlık gösterdim. Aldandım ve aldattım. Ne olur beni kapından çevirme.”

Böyle diyerek dua etmiş ve ağlaya ağlaya çalmaya başlamış.

O sırada başka bir yerde bulunan Hazreti Ömer bir ağacın altına gelmiş. Birden uyku basmış. “Vardır bunda bir hayır.” diyerek ağacın altında rüyaya dalmış. Rüyasında, kabristan tarafında perişan hâlde bir yaşlı adam olduğunu ve ona yardım edilmesi gerektiğini haber vermiş Mevlâ. Hazreti Ömer uyanınca rüyasının peşinden gitmeye karar vermiş.

Kabristana vardığında yaşlı, çaresiz bir adam görmüş. Emin olmak için birkaç kez etrafı dolaşmış. O esnada uyanan adam yeniden çalmaya başlayınca, rüyasında gördüğü kişinin bu çalgıcı olduğunu anlamış. Yanına gidip yardım etmiş ve rüyasını anlatmış.

Adam ağlayarak şöyle demiş:
“Bunca yıl halk için çaldım, vefasızlık gördüm. Bir gün Hak için çaldım, vefa gördüm.”

O an Allah’ın yüceliğini daha derinden idrak etmiş.

Bu hikâyeyi Mevlânâ’nın Mesnevî’sinde okumuştum. Bana şu ayeti hatırlatıyor:

“Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka değildir! Âhiret yurdu ise Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?” (En‘âm, 32)

Ne gezersin sufi, benden gidecek yer bulaman;
Damarımdan başka semtin adı olmaz, bulaman.
Al, budur kalp sana; Allah çarpar, bulaman;
Beni onsuz, onu bensiz bulamazsın gayrısın.
Yayınlayan: Semih ÇAR Tarih: ...

Başlık

Metin...

Kaydetmek için ekran görüntüsü alabilirsiniz
© 2026 Söğüd Ağacı Topluluğu
"Gönülden gönüle giden kelamda hak iddia edilmez."