
utançlarımdan bozma plaklar dönüyor kafamda
kızıl ve pürüzsüz toprakta sürünür
yaşları çaresizliğimin
soluyorum havasızlığını havanın
sağım solum çocukluğu hüznümün
duydum
zihnime çakılı sızılı sözler
günler geceler ve gülüşler
taze kokusu sessizliğimin
ruhumdan bir nefes yükselir
göğüne bulanır renkleri
dağılır ve gelir her bir buluttan geri
avuçlarımın çizgilerine damlar
saklarım kaderimin fırça darbelerini
sordum
kaç milyon sevinç dağılmış
kaç milyon cesedin üzerine
etrafı sarmış susuzluğu aşkın
yenilmemiş yenilgisi yine de
yalnızca duyulmamış
ve kaybolmaya yüz tutmuş
ömrünün sevinç şarkıları
gördüm
koşar adım üzerime gelen zaman
yakalamaya çalışırken sırtımın kamburundan
ellerinden kayıp sürüklendim çukuruna
karanlığın sıcak zamansızlığına
fısıltılarım büyüdü duvarlarında
kalbimmiş meğer tüm devinimim
durdum.
Yorumlar
Yorum Gönder